Prof. Dr. Yaman Akdeniz, AKP'nin 'olası' sosyal medya hamlesini değerlendirdi: Türkiye ve Almanya neden kıyaslanamaz?

Bazı medya kuruluşlarının ülke dışındaki vakıflardan fon almasıyla başlayan ''Yeni sosyal medya yasası'' tartışmaları, İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve RTÜK'ün açıklamalarının ardından güç kazandı. Siber haklar uzmanı ve hukukçu Prof. Dr. Yaman Akdeniz, halktv.com.tr'ye tartışmaların ışığında yeni sosyal medya düzenlemesini değerlendirdi.

Hazar Dost
Hazar Dost Editör
Prof. Dr. Yaman Akdeniz, AKP'nin 'olası' sosyal medya hamlesini değerlendirdi: Türkiye ve Almanya neden kıyaslanamaz?

HAZAR DOST

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, 23 Temmuz'da yazdığı yazısında, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın, sosyal medyadaki tepkilere karşı oldukça hassas olduğunu, yaşanan durumu ''Yalan terörü'' olarak adlandırdığını belirtti.

Temmuz 2020'de çıkarılan yasa tasarısına değinen Prof. Dr. Akdeniz, Türkiye'de sosyal medya ve internet üzerine oldukça fazla yaptırım olduğunu söylüyor. Akdeniz ayrıca Temmuz 2020'de geçen yasaya dair ''Yargı, bir haberin kaldırılmasına karar verirse, kaldırmak zorunda kalıyoruz. Sosyal medya platformları, Türkiye'de Ekim 2020'den sonra temsilciliklerini oluşturdu. Dolayısıyla söylemek istediğim, Türkiye'de internet ve sosyal medya ciddi bir baskı altında. Siteler erişime engelleniyor, haberler engelleniyor. Tüm bunların üstüne planlanan yeni yasada, 'sosyal medyada dezenformasyon yapanlara yönelik yeni bir düzenleme' söz konusu'' diye konuştu.

Hürriyet'ten Gizem Karakış'a konuşan AKP Afyon Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Başkanvekili Ali Özkaya, Temmuz 2020'de geçen yasanın sosyal medya kullanımında eksik kaldığını söyleyerek ''Toplumun geniş kitlelerini baskı altına alıyor, normal hayatta suç olan sosyal medyada da suç fakat sahte hesaplar nedeniyle suçla etkin mücadele yapılamıyor. Bu çözülmeli, herkesin kimliği bilinmeli. Sosyal medyada bir yalan haberi ya da terör suçunu, dezenformasyonu milyonlarca insan duyuyor'' dedi.

Özkaya ve Erdoğan'ın açıklamaları, sosyal medya düzenlemesinin kullanıcı çerçevesinde gerçekleşeceğini kuvvetlendiriyor. Fakat tartışmanın bu noktasında iktidar kanadından 'Almanya örneği' olarak adlandırılan, Almanya'da uygulanan sosyal medya yasası örneği veriliyor.

2017'de Almanya, terör ve şiddet ile ilgili ceza kanununu değiştirdi. Yasada, katalog suçları 4 başlığa alındık. Bu suçları, ‘terör’, ‘cinsel suçlar ve pornografi’, ‘din ve vicdan özgürlüğüne hakaret’, ‘yalan haber, dezenformasyon ve mezenformasyon' oluşturuyor.

  • Dezenformasyon: Teyit edilmemiş, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi
  • Mezenformasyon: Karşıt düşüncedeki kişiye zarar verecek olan yanlış bilginin bilinçli olmadan yayılması.

Almanya örneği: Şansölye Merkel, mahkemelere başvurup haber sitelerini engelletmek istemiyor

Peki Almanya örneği Türkiye'de ne kadar uygulanabilir? Prof. Dr. Akdeniz, bu kıyaslamayı 'elmayla portakalı kıyaslanmasına' benzetirken ''Bu model geçtiğimiz sene de gündeme gelmişti. Almanya daha demokratik bir ülke. Türkiye, demokratikleşme sürecinde diyoruz ama pek de bunu görmüyoruz. Almanya'da yargının bağımsız işlediği bir yapıyı görüyoruz. Türkiye'de ise yargı bağımsızlığına dair çok ciddi sorunlar var. Demokratik olarak gördüğümüz AYM'de, uzun yıllar basın özgürlüğüne dair, cumhurbaşkanına hakaret, engellenen haber sitelerinin başvuruları olmak üzere birçok dava uzun süreler bekliyor. Türkiye'deki sistemin çok da işlemediğini görüyoruz. Öte yandan Almanya'ya baktığımız zaman Şansölye Merkel'in mahkemelere başvurup, haber sitelerini, haber sitelerinin sosyal medya hesaplarını engelletmeye yönelik bir baskıdan da bahsetmiyoruz. Türkiye'de ise her kademede, gazeteciler, medya kuruluşları baskı altında. Dolayısıyla bütün bunları bir tarafa bırakarak Almanya ve Türkiye kıyaslaması yapmak doğru olmaz'' dedi. Akdeniz ayrıca Almanya'nın yaptığı her şeyin doğru olarak algılanmaması gerektiğini söylerken ''Almanya'nın sosyal medya için yaptığı yasa, tüm dünyada ve ülke içinde eleştirildi. Almanya, Fransa dediğimiz zaman, bu ülkelerin modelleri kabullenilmiş bir model olarak gelmemeli. Bu tip modeller, Türk hukukuna entegre edilirken temel hak ve özgürlüklerin korunması ve basın özgürlüğü, AYM ve AİHM kararları da göz ardı edilmeden geliştirilmelidir'' diye konuştu.

''Hükümetin kendini korumak için gösterdiği reaksiyon''

Prof. Dr. Akdeniz, hükümetin sosyal medya yasasına ihtiyaç duymasından dolayı gündeme getirmediğini, yaklaşan seçimler öncesi muhalefetin ve bağımsız basının güçlenmesini neden göstererek 'Açıkçası acil bir ihtiyaç görmüyorum. Muhalefetin ve basının güçlendiği, yolsuzluk haberlerinin artması, Sedat Peker'in iddiaları gibi olaylar sonrası artan baskıyı azaltmak için regülasyon yoluna gitmesi olarak görüyorum. AKP hükümeti bunu her sene yapıyor. Tarihine baktığımız zaman 17-25 Aralık Operasyonları'nın hemen ardından Şubat ayında kanunu yenilediler, 'kişilik haklarının ihlali ve özel hayatın gizliliğine istinaden erişim engelleme yaptırımını' getirdiler. Haziran 2015 seçimleri öncesinde 'Milli güvenlik ve kamu düzenini korumak adına erişim engelleme yaptırımı' eklendi. Haziran seçimlerinin ardından yine yasa yapıldı. Geçen sene ise salgın sonrası artan baskı sonrası Temmuz 2020'de 10 gün içinde TBMM'den apar topar bir sosyal medya yasası geçirildi. Bunların hiçbiri durup dururken olmuyor. Hepsi, hükümetin kendini korumak için gösterdiği reaksiyon'' diyerek anlattı.